Gökbilimciler: Galaksi’de Yok Olmuş Uyarlıklar Mevcut

Yargıç onayından geçmeyi bekleyen ve 14 Aralık’ta arXiv‘de piyasaya sürülen araştırmada bilim insanları, Samanyolu’ndaki zeki yaşamın ortaya çıkışını ve ölümünü haritalandırmak için istatistiksel modellemelere başvurdu. Elde edilmiş sonuçlar, radyo astronomu Frank Drake’in 1961’de yazdığı ünlü bir denklemin daha kesin biçimde güncellenmiş haline muadil geliyor. Fizikçi Carl Sagan’ın “Cosmos” dizisinde popülerleştirdiği Drake denklemi, Samanyolu galaksisi içerisindeki akıllı medeniyetin sayısını ve birimini hesaplamak için kullanılıyor ve bir takım gizemli değişkene dayanıyor. Bunlar içinde evrendeki gezegenlerin yaygınlığı şeklinde değişkenler yer ediniyor. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü‘nden üç fizikçinin yazdığı yeni makaleyse çok daha şaşırtıcı. Samanyolu’nda en çok nerede ve ne zaman meydana geleceğini hesaplayan fizikçiler, makalede yaygınlığını etkileyen en önemli faktörü tanımlıyor.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’ndeki Jet İtki Laboratuvarı’ndan astrofizikçi Jonathan H. Jiang, “Carl Sagan’ın vaktinden bu yana çok sayıda inceleme yapıldı” dedi ve ekledi: Özellikle Hubble uzay Teleskobu ve Kepler uzay Teleskobu yardımıyla Samanyolu galaksisinde yıldız ve öte gezegen oluşumuyla süpernova patlamalarının meydana gelme oranına dair çok fazla bilgiye sahibiyiz. Aslen (ünlü ‘Cosmos’ vaktinde bilinmeyen) bazı rakamları artık biliyoruz.

Livescience‘ın aktardığına bakılırsa yazının yazarları, parlak zeka ömrün gelişimini etkilediği varsayılan bir takım faktörü hesapladı. Bunlar içinde Dünya gibi gezegenlere ev sahipliği yapan Güneş benzeri yıldızların yaygınlığı, ölümcül süpernovaların sıklığı ve ileri uygarlıkların kendilerini yok etme muhtemelliği şeklinde değişkenler yer aldı. Samanyolu’nun vakit içindeki evrimini bu faktörleri göz önüne alarak modelleyen fizikçiler, yaşamın ortaya çıkma olasılığının, galaktik merkezden ortalama 13 bin ışık yılı uzakta ve galaksi oluştuktan 8 milyar yıl sonrasında zirveye çıktığını saptadı.

Güneş’e En Yakın Gezegen’den Gelen Sinyaller İnsanlığı Heyecana Kattı!

Karşılaştırmak gerekirse Dünya, galaktik merkezden yaklaşık 25 bin ışık yılı uzaklıkta yer alıyor ve insan uygarlığı, Samanyolu’nun oluşumundan ortalama 13,5 milyar yıl sonra ortaya çıktı. Araştırmacılara nazaran bu, galaktik coğrafya açısından bir sınır uygarlığı olduğumuz ve görece geç ortaya çıktığımız anlamına geliyor. Ancakyaşamın çoğunlukla ortaya çıktığı ve nihayetinde parlak zeka hale geldiği varsayılırsa galakside muhtemelen insan medeniyetinden başka medeniyetler de bulunuyor. Güneş benzeri yıldızlar epey yaygın ve bu tarz şeylerin çoğu galaktik merkezin 13 bin ışık yılı çeperinde kümeleniyor.

Öte yandan araştırmacılar, galaksinin uygarlık zirvesine çıktığı ortalama 5 milyar yıl önce yaşamakta olan uygarlıkların çoğunun, muhtemelen kendini yok ettiğini anlatım ediyor. Akıllı yaşamın uzun vakit ölçeklerinde kendini ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyor. O yüzden de bugün galakside hala varlığını sürdüren Dünya dışı uygarlıklar, tıpkı insanlar benzer biçimde genç olmalı. Medeniyetlerin ne çoğunlukla kendilerini yok ettiği makaledeki en gayri muayyen konulardan biri. Belirli bir medeniyetin herhangi bir yüzyılda kendini yok etme muhtemelinden bile Samanyolu uygarlıklarının çoğunluğunun çoktan öldüğü anlamına geliyor. Uygarlıkların kendilerini sebepleri içinde ise nükleer katliam yada iklim değişikliği benzer biçimde değişkenlerin yer aldığı tahmin ediliyor.

Yeni bir araştırmaya göre Samanyolu Galaksisi’nde yaşamış uygarlıkların çoğu kendini çoktan öldürdü. Araştırmacılar, galaksideki medeniyetlerin zirveye çıktığı 5 milyar yıl önce yaşamakta olan uygarlıkların çoğunun, muhtemelen kendini yok ettiğini anlamına geliyor.

Dünya Dışı Yaşam Ne Kadar Gerçekçi?

Independent Türkçe‘den Çağla Üren‘in derlediği habere bakılırsayargıcı onayından geçmeyi bekleyen ve 14 Aralık’ta arXiv’de piyasaya çıkan araştırmada bilim insan oğlunun, Samanyolu’ndaki parlak zeka yaşamın ortaya çıkışını ve ölümünü haritalandırmak için istatistiksel modellemelere başvurdu. Fizikçi Carl Sagan‘ın “Cosmos” dizisinde popülerleştirdiği Drake denklemi, Samanyolu galaksisi içindeki akıllı medeniyetin sayılarını hesaplamak için kullanılıyor ve bir dizi esrarlı değişkene dayanıyor. Bunlar arasında evrendeki gezegenlerin yaygınlığı benzer biçimde değişkenler yer ediniyor.

Livescience’ın aktardığına nazaran makalenin yazarları, parlak zeka ömrün gelişimini etkilediği varsayılan bir dizi faktörü hesapladı. Bunlar içinde Dünya gibi gezegenlere ev sahipliği icra eden Güneş benzeri yıldızların yaygınlığı, ölümcül süpernovaların sıklığı ve ileri uygarlıkların kendilerini giderme muhtemelinin benzer biçimde değişkenleri olarak yer aldı. Samanyolu’nun zaman içindeki evrimini bu faktörleri göz önüne alarak modelleyen fizikçiler, ömrün ortaya çıkma olasılığının, galaktik merkezden yaklaşık 13 bin ışık yılı uzakta ve galaksi oluştuktan 8 milyar sene sonra zirveye çıktığını saptadı. Araştırmacılara bakılırsa bu, galaktik coğrafya açısından bir sınır uygarlığı olduğumuz ve görece geç ortaya çıktığımız anlamına geliyor. Sadece, ömrün çoğunlukla ortaya çıktığı ve sonucunda zeki hale geldiği varsayılırsa galakside muhtemelen insan uygarlığından başka medeniyetler de bulunuyor.

Öte yandan araştırmacılar, galaksinin medeniyet zirvesine çıktığı yaklaşık 5 milyar sene önce yaşamakta olan uygarlıkların çoğunun, muhtemelen kendini yok ettiğini ifade ediyor. Zira akıllı yaşamın uzun vakit ölçeklerinde kendini ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyor. O yüzden de bugün galakside hala varlığını sürdüren Dünya dışı uygarlıklar, tıpkı insanoğlu benzer biçimde genç olmalı. Medeniyetlerin ne sıklıkla kendilerini yok etmiş olduğu makaledeki en belgesiz konulardan biri. Belirli bir medeniyetin herhangi bir yüzyılda kendini giderme olasılığı bile Samanyolu uygarlıklarının büyük çoğunluğunun çoktan öldüğü anlamına geliyor. Uygarlıkların kendilerini giderme nedenleri arasında ise nükleer kırım veya iklim değişikliği gibi değişkenlerin yer aldığı tahmin ediliyor. Hepimizin bilmiş olduğu kadarıyla, Dünya’da her vakit yalnızdık.

İtalyalı fizikçi Enrico Fermi, 1950 yılında bu soruyu dillendiren ilk kişi olarak kabul edildi ve bilim insanoğlunun o günden beridir onun adıyla anılan bu paradoksa yönelik bir takım çözüm önerileri getirdiler. Bu tarz şeylerin en ünlülerinden birisi olan, 1981 tarihli bir makalede yalnızca sabırlı olmamız gerektiğini anlatım eden William Newman ile Sagan’ın kendisinden geldi. Kimse bizi ziyaret etmedi, bu sebeple (diğerlerinin) tamamı çok uzaktalar; yıldızlararası seyahat olanaklarını icat edecek düzeyde parlak zeka türlerin gelişmesi ve bu türlerin çok sayıda gezegene yayılması vakit meselesidir. Şimdilik bu şekilde bir şey yok. Öteki araştırmacılar, dünya dışı ömrün ender halde uzay yolcusu haline gelebileceğini ileri sürdüler (Tıpkı Dünya’daki tek türün bu şekilde olması şeklinde). Kimileri, teknoloji geliştirebilen türlerin ortaya çıkmalarının ardındanhızlıca kendi kendilerini yok ettiklerini savunuyorlar. tekrar de farklı bir kesim, geçmişte uzaylıların gezegenimizi ziyaret etmiş olabileceğini yada başkalarından şüphe duyacak oranda akıllı bir şekilde geliştiklerini ve bilgili olarak bizden uzak durduklarını iddia ediyorlar. Bir ihtimal de en kötümser cevap, astrofizikçi Michael Hart’ın kimsenin bizi ziyaret etmemesine dair tek akla yatkın sebebin, evrende hiç kimsenin bulunmaması bulunduğunu ifade ettiği, 1975 tarihli temel bir makalede verildi.

Göremiyor Olmamız, Yok Anlamına Gelmiyor!

Sadece, yazarlar, şu anda hiç bir yıldızlararası ziyaretçimizin olmaması gerçeği Hart’ın “A hakikati ismini verdiği şey, var olmadıkları anlamına gelmez diyorlar. Kimi medeniyetler genişleyerek yıldızlararası bir uygarlık haline gelse bile, hiç bir şey sonsuza dek var olamaz. Bunun da ötesinde, her yıldız seç bilimsel bir varış noktası ve her gezegen yaş fakat elverişli değil. Ek olarak, yazar Kim Stanley Robinson’un, yaşama elverişli bir gezegene ulaşsalar da yerleşimcilerin hayatta kalmayı başaramadıkları ‘Aurora’ adlı romanına atıfla, Frank’in “Aurora tesiri” dediği bir olgusu mevcuttur.

Süreç Tam Gaz Arayış İçinde Devam Ediyor!

Frank, meslektaşlarının yeni yayınlanan makalesini optimist bir Dünya dışı yaşam arayışı olarak görüyor. O ve Wright, şimdilerde daha kompleks teleskopların lenslerini dış gezegenlerin derinlerine doğrultmaları ve atmosferlerini analiz etmeye başlamaları sebebiyle, önümüzdeki yıllarda yakalanması muhtemel uzaylı sinyalleri için daha fazla çaba sarf etmemiz gerektiğini ifade ediyor. Frank, “Başka gezegenlerdeki ömür hakkında reel veriler toplayabileceğimiz bir döneme giriyoruz,” diyor. “Bunun için yaşadığımız dönemden daha müsait bir zaman olamazdı.”

On senelerdir SETI Enstitüsü’nde Fermi Paradoksu üzerinde çalışan bir gökbilimci olan Seth Shostak, bunun, uzaklık ve zamandan daha karmaşık olan “algı” benzer biçimde bir olguyla açıklanmasının daha olası olduğunu düşünüyor. Bir ihtimal geçmişte yalnız değiliz ve hiç yalnız olmadık. Shostak, “Arka bahçemdeki cırcır böcekleri de komşularım ve benim gibi akıllı eseri çevrili olduklarının ayrımında değiller,” diyor.

 

İlişkili Yazılar